-
17.05.2012
25.04.2012
19.01.2012
1.12.2011
Ramadan İle Telefon Konuşmaları
*
ben bu günlerde hiç iyi değilim Ramadan
uykularımı delip yırtan bir gül dikeni bu
gözlerimi ayak uçlarıma iten tedirginlik
öğle ezanlarında ciğerimi burup bırakan yara izi
asma fidanı dibinde çoğalan izmaritler kadar bitmişlik
anlarsan belki sen anlarsın beni Ramadan
ben nicedir kendimi pek kutsamışım Ramadan
bilemedim, avuç içlerinde oynarmış oyununu gönül meğer
asıl sustuğunda söylermiş dudaklar tutkulu bir yüreği
asıl kaçtığında yanaşırmış insan karasevda uçurumuna
ben ikide bir kendime onsuzluk cezaları veriyorum Ramadan
cezadan caymak için bahaneler buluyorum hemen
caydığım için yeni bir ceza gerekir diyorum bana
üstümü-başımı tekrar sıyırmam yakındır benim Ramadan
**
kendime sorular da sormaktan vazgeçtim, biliyor musun
hoşnutluk ne kelime, minnet doluyum her sabaha, her akşama
ah Ramadan, bir de ikide bir topuklarıma düşmese aklım
aynalar bildirmekten vazgeçse haddimi kalın çizgilerle
ne olurdu şimdi, bir çift beyaz ayakkabıya
alüminyum tencerede kızaran patatese
el örgüsü şapkaya, toz şekerli ekmek dilimine
aşkla sarılan o çocuk neşesinde olsam
şimdi, simit ya da otobüs parası tercihli
Tünel önünde, ajansa küfür dolu ağzımla
iskele çıkışında sarı saçlımı görüp kaybolan
Galata yokuşu merdivenlerinde çaresiz
bildiğim tüm şarkıları unutmuş delikanlı haldeyim
***
"sesli gülmekten utanma" demiştin bana
"yüreğinin sesini duyamazsın yoksa"
bu yaşımda bu öğüt ağır geldi bana Ramadan
ben bu günlerde hiç iyi değilim Ramadan
uykularımı delip yırtan bir gül dikeni bu
gözlerimi ayak uçlarıma iten tedirginlik
öğle ezanlarında ciğerimi burup bırakan yara izi
asma fidanı dibinde çoğalan izmaritler kadar bitmişlik
anlarsan belki sen anlarsın beni Ramadan
ben nicedir kendimi pek kutsamışım Ramadan
bilemedim, avuç içlerinde oynarmış oyununu gönül meğer
asıl sustuğunda söylermiş dudaklar tutkulu bir yüreği
asıl kaçtığında yanaşırmış insan karasevda uçurumuna
ben ikide bir kendime onsuzluk cezaları veriyorum Ramadan
cezadan caymak için bahaneler buluyorum hemen
caydığım için yeni bir ceza gerekir diyorum bana
üstümü-başımı tekrar sıyırmam yakındır benim Ramadan
**
kendime sorular da sormaktan vazgeçtim, biliyor musun
hoşnutluk ne kelime, minnet doluyum her sabaha, her akşama
ah Ramadan, bir de ikide bir topuklarıma düşmese aklım
aynalar bildirmekten vazgeçse haddimi kalın çizgilerle
ne olurdu şimdi, bir çift beyaz ayakkabıya
alüminyum tencerede kızaran patatese
el örgüsü şapkaya, toz şekerli ekmek dilimine
aşkla sarılan o çocuk neşesinde olsam
şimdi, simit ya da otobüs parası tercihli
Tünel önünde, ajansa küfür dolu ağzımla
iskele çıkışında sarı saçlımı görüp kaybolan
Galata yokuşu merdivenlerinde çaresiz
bildiğim tüm şarkıları unutmuş delikanlı haldeyim
***
"sesli gülmekten utanma" demiştin bana
"yüreğinin sesini duyamazsın yoksa"
bu yaşımda bu öğüt ağır geldi bana Ramadan
Vasiyet Eskizi
ben sahteliklerimle yüzleşme kahrında
içimdeki aynayı kırdım
her parçada çoğaldı ahım
biri sana olsun
içimdeki aynayı kırdım
her parçada çoğaldı ahım
biri sana olsun
15.09.2011
Anneme Rast Methal
cevaplayamadığım sorulardan sakınarak
yeniden büyütüyordun beni
tedirgin gözlerimi her eğdiğimde ben
içini acıtan ısırgan otları yeşertiyordun
yarım bıraktığın her cümlende
sancı yüklü hikâyeler yüklüyordun avuçlarıma
(bir salkım Mürefte üzümüydü gülümsemen oysa
sıcacık pideleri bandırdığın domates tabağı
yarısını ısırdığın ufacık peynir dilimleri
“ellerime sağlık!” neşesiyle demlediğin çay)
sonrası yok! annem öldü
siz geberemeyin e mi eylül avanesi
Rast Methal ediker18
yeniden büyütüyordun beni
tedirgin gözlerimi her eğdiğimde ben
içini acıtan ısırgan otları yeşertiyordun
yarım bıraktığın her cümlende
sancı yüklü hikâyeler yüklüyordun avuçlarıma
(bir salkım Mürefte üzümüydü gülümsemen oysa
sıcacık pideleri bandırdığın domates tabağı
yarısını ısırdığın ufacık peynir dilimleri
“ellerime sağlık!” neşesiyle demlediğin çay)
sonrası yok! annem öldü
siz geberemeyin e mi eylül avanesi
Rast Methal ediker18
30.08.2011
İşte Bayram!
İşte bayram! Sesinin tınısına yüklü bir sevinç...
Ben un ufak bir çay bardağıydım bu sabah oysa
Avucumda sorgulayan bilge cam kırıkları
Sevincin canını yakan, ağlatan.
Beni henüz ateşin kumu öpmediği zamanlardan kanatan.
Ben un ufak bir çay bardağıydım bu sabah oysa
Avucumda sorgulayan bilge cam kırıkları
Sevincin canını yakan, ağlatan.
Beni henüz ateşin kumu öpmediği zamanlardan kanatan.
24.07.2011
Rüzgara Vurulan Eskizler - II
ben sende kendimi çok özlemişim, hepsi bu
geceleri katıksız bir uykusuzluğa çeviren
içimde ardı ardına kalkan uçaklar gibi
yüreğim omuz başında
soluğum ürkek, küçülmüş kedi yavrusu
ne senin karşıda sarsılmaz durma çabası
ne içi dışı bir sohbetlerin dudaklarımızda kırılması
hiç biri umurumda değil
ben sende çeyrek yüzyıllık kapılarımı yaktım
senin parmak uçlarınla birlikte
bütün özürüm bu
gençliğim ağzımda kocaman bir çakıl taşı
izin ver, kalbim öpsün avucunun içini
geceleri katıksız bir uykusuzluğa çeviren
içimde ardı ardına kalkan uçaklar gibi
yüreğim omuz başında
soluğum ürkek, küçülmüş kedi yavrusu
ne senin karşıda sarsılmaz durma çabası
ne içi dışı bir sohbetlerin dudaklarımızda kırılması
hiç biri umurumda değil
ben sende çeyrek yüzyıllık kapılarımı yaktım
senin parmak uçlarınla birlikte
bütün özürüm bu
gençliğim ağzımda kocaman bir çakıl taşı
izin ver, kalbim öpsün avucunun içini
29.03.2011
Gülüm Gülüm
sen baharlan diye bu koca çiçek demeti
pembesi, eflatunu, beyazıyla gülüm gülüm
ışıyasın diye bu yaldızlı vazo
* * *
sen kırılgan yanlarını sar diye bu taze demet
uykularını kurtar diye ürpertilerden
güneş yüklü nefeslerle soluklan
dünyayı uzaklara itmeden seyret diye
* * *
sonra
beni çiçek gibi gör diye
pembesi, eflatunu, beyazıyla gülüm gülüm
ışıyasın diye bu yaldızlı vazo
* * *
sen kırılgan yanlarını sar diye bu taze demet
uykularını kurtar diye ürpertilerden
güneş yüklü nefeslerle soluklan
dünyayı uzaklara itmeden seyret diye
* * *
sonra
beni çiçek gibi gör diye
25.02.2011
7.02.2011
25.01.2011
19.12.2010
8.12.2010
Benim Gülüm Olsa Olsa Kül Kokar
"Sahi abim, bir gül ne renk kokar?"
Mehtap Çalgıç
bir gül ne renk kokar, bilemem
ama kırılmışı yakuti kokar
silivrilisi ablam kokusunda
kalp ağrılısı anam sabrı
bencileyin "ah" kokar
kendi güllerimin kokusunu bilirim ben
gül sevinçse esinti şükür, minnet
bilge gülüm yedi cihan mis kokar
Mehtap Çalgıç
bir gül ne renk kokar, bilemem
ama kırılmışı yakuti kokar
silivrilisi ablam kokusunda
kalp ağrılısı anam sabrı
bencileyin "ah" kokar
kendi güllerimin kokusunu bilirim ben
gül sevinçse esinti şükür, minnet
bilge gülüm yedi cihan mis kokar
5.12.2010
Rüzgara Vurulan Eskizler - 1

ben meğerse
mevsimler sürecek bir uzaklığı mühürlemişim dudaklarımla
dilimi damağımı kurutan bir küfürbaz yalnızlığı
dönüşü belirsiz şehirlerarası gidişlerin merakını
yüzon kilometrede sabitlenen bir yokluğu
"Beni bu halde görme!" bahanesiyle
kış, bahar, işte sonunda yaz da geçti dedirten
akıl budayan gecelerde "vuslat" diye inleyen
gülüşlerimi yere eğen
coşkulu sesimi kurak derelere çeviren
bu uçsuz bucaksız yürek yangınında
"Sen ne haldesin ey yâr?"ı duyamadan
bir karanlık kuytuda kalakalmışım
meğerse ben
13.09.2010
23.08.2010
Can Törpüsü Çapakları
tadını alamam içtiğim çayın
peynirin, şeftalinin, kardinâl üzümlerinin
o bildik kokuları kayıp
arar arar bulamam.
( kalp sancılarının henüz bölemediği annemin yüzü
o doyumsuz mahur nakış yörük semai
her iftarda pestil hoşafıyla söndürülen cehennem
çocuk yüreklerimize babadan yakın Allah’ ın eli
orduevi sineması şölenine koşturan ikibuçuk liralık
oksijen kaynağında ışıyan güleç ağabey bıyıklarından )
canda yalnız düşüncenin
yapış yapış düşüncenin kokusu
sıkıntının, yalnızlığın, sancının…
başınıza geldi mi böyle iş dostlar?
1983 ( 23.08.2010 )
peynirin, şeftalinin, kardinâl üzümlerinin
o bildik kokuları kayıp
arar arar bulamam.
( kalp sancılarının henüz bölemediği annemin yüzü
o doyumsuz mahur nakış yörük semai
her iftarda pestil hoşafıyla söndürülen cehennem
çocuk yüreklerimize babadan yakın Allah’ ın eli
orduevi sineması şölenine koşturan ikibuçuk liralık
oksijen kaynağında ışıyan güleç ağabey bıyıklarından )
canda yalnız düşüncenin
yapış yapış düşüncenin kokusu
sıkıntının, yalnızlığın, sancının…
başınıza geldi mi böyle iş dostlar?
1983 ( 23.08.2010 )
31.07.2010
Şairini Bozan Şiir
*
Her acı kendi ağacının gölgesinde
kendi nefretinin kınında her hınç
ama değil kendi ciğerinde her yangın.
**
Yaşamak binbir renkte aldanışlarla
uzun yolun yolcusu bir şaşkın kervan
her durakta bir telaş, bir sabırsız bekleyiş
nereye, neden ve derdimiz hangisi?
***
Sorular cevaplarımıza sağır
her çaba dipsiz kuyuya bir taş.
****
Sevmek mi, güldük geçtik bir sabah
senin gönül dediğin kırılmış her kuytuda
geceler avucunda kanayan gül olsa da…
*****
Yar, ah yar
kendi sevdamda beni ömrümün sonuna sürükleyen
sesi ah-u zar, içi-dışı tarumar, çilesi har, neşvesi azar azar.
Vazgeç, devam etme şair
Bu şiir seni – beni bozar.
Her acı kendi ağacının gölgesinde
kendi nefretinin kınında her hınç
ama değil kendi ciğerinde her yangın.
**
Yaşamak binbir renkte aldanışlarla
uzun yolun yolcusu bir şaşkın kervan
her durakta bir telaş, bir sabırsız bekleyiş
nereye, neden ve derdimiz hangisi?
***
Sorular cevaplarımıza sağır
her çaba dipsiz kuyuya bir taş.
****
Sevmek mi, güldük geçtik bir sabah
senin gönül dediğin kırılmış her kuytuda
geceler avucunda kanayan gül olsa da…
*****
Yar, ah yar
kendi sevdamda beni ömrümün sonuna sürükleyen
sesi ah-u zar, içi-dışı tarumar, çilesi har, neşvesi azar azar.
Vazgeç, devam etme şair
Bu şiir seni – beni bozar.
28.06.2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
İzlediklerim
-
-
-
BABIÂLİ KİTAPÇILARI - Burhan Arpad, ki yaşamı Babıâli’de geçmiştir, Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazısında, (13.01.1981) o tarihten yarım yüzyıl önceki Babıâli yokuşunun fotog...8 yıl önce
- Avni Çakar
- Çorlu, Tekirdağ, Türkiye
- İnsan olgunlaşmaz, olsa olsa acılarını olgunlaştırır.
